Haber

Hrant Dink anmasında Leda Özber'in konuşmasının tam metni

19 yıl önce, Agos Gazetesi’nin eski çalışma ofisinin bulunduğu Sebat Apartmanı’nın önünde öldürülen Hrant Dink, 19 Ocak Pazartesi günü saat 15.00’te, yüzlerce kişi tarafından anıldı. Anmada, AGOS Gazetesi Genel Yayın…

“`html

Agos’un Eski Ofisinin Balkonundan Merhaba

Selamlar, ben Leda Özber.

Agos gazetesinde tam otuz yıldır çalışıyorum. Bu yıl, Hrant Dink’in bizlerden koparılmasının 19. yılı ve Agos’un kuruluşunun 30. yılı. Duygularım oldukça karmaşık; hem derin bir öfke ve burukluk hem de bir gurur hissediyorum.

Sizlere, tanıdığım Hrant Dink’i ve Agos’u anlatmak istiyorum.

Tam 30 yıl önce, Baron Hrant, Anna Turay, Luiz Bakar, Diran Bakar, Harutyun Şeşetyan, Sarkis Seropyan, Sandy Zurikoğlu, Setrak Davuthan, Arus Yumul, Nıver Lazoğlu ve Harut Özer, birlikte bu gazeteyi kurmak için yola çıktılar. Anna Turay, gazetecilik alanında deneyimliydi ve Baron Hrant’ı meslek çevreleriyle tanıştırma konusunda çok katkı sağladı. Bu sayede, Ümit Kıvanç, Kemal Gökhan Gürses ve Ender Özkahraman gibi ustalarımızın yolları da Agos’la kesişti.

Türkçe dertlerini dile getiren ve geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen bir gazete kurulacaktı. Baron Hrant’ın bu önerisi ve yeni oluşmaya başlayan, dinamik bir ortamda yer alma isteğimle her şey başladı. Kısa bir süre içinde dizgicilikten sayfa mizanpajına kadar çeşitli görevlerde yer aldım ve çevremdeki değerli insanlarla öğrenerek büyüdüm. Agos, bir okul gibiydi; burada birçok kişiyle tanıştım ve çok şey öğrendim. Bilgileriyle bize yol gösteren Sarkis Seropyan, edebiyat derslerinde eserlerini okuduğumuz Yervant Gobelyan, Ermeni dili konusunda uzman Rupen Maşoyan ve tarihe adanmış yaşamı ile Hagop Ayvaz gibi isimlerle beraber, kendini gazetecilikle ifade etmeye çalışırken, kural dışı gençlerle çalıştım.

Baron Hrant’ın yönetiminde, yazı işleri ekranında kimler yoktu ki! Sarkis Seropyan, Yervant Gobelyan, Sevan Değirmenciyan ve daha pek çok isimle beraber bir araya gelip etkili sayfalara imza attık. Hepimiz gazetecilik öğrenmenin getirdiği heyecanla doluyduk.

Baron Hrant, bulunduğu her ortamda enerji veren bir liderdi; işini yaparken duygularını sonuna kadar yaşar, öfkesini ve sevincini kendine has bir üslupla ifade ederdi. Muhabirlerden gelen hatalara karşı oldukça titizdi; bazı durumlarda, hata yapan editörü gazeteden dışarı çıkarma cesaretinde bulunmuştu.

Agos’ta kadın mücadelesine olan destek her zaman belirgindi. Kadınlar, emekleriyle hem çalışma ortamımıza hem de yayımlarımıza ciddi bir katkı sağladı. Agos, ben de dahil birçok kadının hayatında önemli bir yer tutuyordu; bazıları için bir durak, bazıları içinse adeta bir ikinci evdi.

Agos’un yayın hayatına başladığı dönemde internet sınırlıydı ve bilgiye ulaşmak zordu; Türkçe yayınlanan Ermeni kültürü ve tarihine dair eser sayısı neredeyse yoktu. Baron Hrant, herkese yardım etmek için elinden geleni yapıyordu; birçok kişinin Ermeni kimliğini ve kültürünü tanıma ihtiyacı vardı.

90’lı yılların sonuna geldiğimizde, sadece gazete çıkarmakla kalmadık; Baron Hrant’ın liderliğinde, Ermeni toplumu ile ilgili akademisyenler ve araştırmacılarla da yakın iş birliği içerisine girdik. Birçok kişi, geçmişlerinden gelen akrabalarını arıyordu. Agos, bir dayanışma merkezi misali olmuştu; barışın ve birlikte yaşama arzusunun savunucusuydı.

1993 yılında kurulan Aras Yayıncılık, Baron Hrant’ın da katkısıyla, bizimle kardeş organizasyon gibiydi. Geçen yıl kaybettiğimiz Yetvart Tovmasyan’ı anmadan geçemeyeceğim; onun da Baron Hrant gibi etrafına hayat veren özel biri olduğunu biliyorum.

Baron Hrant’ın önem verdiği bir diğer konu ise Anadolu’nun ortak kültürel mirasıydı. Her zaman ‘Kardeş Türküler’le bu konularda iş birliği içinde oldu. Türkiye-Ermenistan ilişkileri, onu her daim meşgul ediyordu; sınırın açılması için var gücüyle çabaladı.

Agos’un her manşeti, ya Ermeni toplumunda ya da genel kamuoyunda yankı buluyordu. Ancak bazen tepkisiz kaldığımız anlar da oldu. Bu tür durumlarda sıkça “Biz bu gazeteyi kime çıkarıyoruz?” diye sorduğumda, her zaman “Bir kişi bile okusa yeter” diyerek bana cesaret verirdi.

Hrant Dink, ulusal basının da dikkatini çekmeye başlamıştı. Televizyonda sıkça yer alır, gazetelere röportajlar vererek, Ermeni toplumunun homojen olmadığını gösterirdi. Kamuoyundaki tanınırlığı arttı; yüreklere dokunan bir lider oldu. Fakat bu tanınırlık bazı çevrelerin dikkatini de çekti; tehditler gelmeye başladı ama Hrant, inandığı değerleri asla bırakmadı. Zor bir dönemdi ve destek göremedi, toplum ve Patrikhane onu yalnız bıraktı. O dönemde yaşananlar bizler için oldukça sarsıcıydı.

Hrant’ın yaşama veda etmesi, hepimizi derinden sarstı. O karanlık günün ardından, Agos’u yaşatma çabasına düştük; bir grup gönüllü olarak devam ettik. Onun hiçbir zaman bıraktığı çizgiden sapmadan yolumuzu sürdürmeye çalıştık.

Baron Hrant’tan sonra Etyen Mahçupyan, Rober Koptaş ve Yetvart Danzikyan, zorlu zamanlarda Agos’a katkıda bulundular. Agos’a emek veren herkesi tek tek sayabilsem, keşke… Hepsi kalbimde ve aklımda.

Hrant Dink’in cenazesinde, her görüşten on binlerce insan sessizce yürüdü. O günlerde, Agos üstünde çalışarak, Hrant’ı anma çabasındaydık. Fotoğrafçı Antoine Agoudjian’ın o kalabalığa bakarak söylediği sözler hâlâ kulağımda; “Bu kadar Türk, bir Ermeni için mi yürüyor?”

Evet, Baron Hrant, sen cenaze töreninle tabuları yıktın. Farklı görüşlerden gelen binlerce insan senin için sessizce bir araya geldi.

Dokuz yaşındaki kızım Lea’ya senin barış ve sevgi dolu hikâyeni anlatmaya çalışıyorum. Eski ofisimiz artık Hrant Dink Hafıza Mekânı. Burayı, senin odanı birlikte geziyoruz; burada onun hatırlanması için çocukların bıraktığı notları görüyoruz. Her ziyarette senin hakkında daha fazla soru sormaktan oldukça meraklı.

Baron Hrant, sana birlikte çalıştığım çok sevdiğim şair Zahrad’ın dizelerini sunmak istiyorum:

Siz hepiniz deniz –fırtınalı ve büyük–
Ben o denizin içinde
Ben o denizin içinde bir yağ damlası
Hülyalı –dalganın yüzeyinde–

Siz hepiniz –fırtınalı ve büyük–
Deniz yüreğimin içinde

Son olarak, basında yaşanan baskılara dair birkaç kelime söylemek isterim.

Türkiye’de basın üzerindeki baskılar günden güne artıyor. Birçok gazeteci hapiste; her gün yeni biri, sadece haber yaptığı için gözaltına alınıyor. Biz, Adalet talebimizi asla bırakmayacağız.

Teşekkür ederim / շնորհակալութիւններ։

(VC)

“`