Yusuf Arslan
6 Haziran 2026
Vatikan Kütüphanesi’nde, çeşitli sembollerle dolu, gizemli bir el yazması kitap 400 yıldan uzun bir süre boyunca okunmadan bekledi. Kitabın kapağında yer alan bazı yazılara bakıldığında, sayfalarında “insan bedeninin hastalıklarına” yönelik gizli tedavi yöntemlerinin bulunduğu belirtiliyor. O dönemde bu tür şifa yöntemleri, cadılıkla suçlanma korkusuyla gizli tutuluyordu. “Borg Şifresi” olarak bilinen bu 408 sayfalık el yazması, büyük ölçüde anlaşılamaz bir durumda kalmıştı. Metin, 34 farklı gizemli sembol, birkaç Roma harfi ve Arapça yazılmış bir ön sayfa içeriyordu. Şifreyi çözmek için bilinen bir anahtar yoktu ve yaşına bağlı olarak bazı sayfalar da hasar görmüştü; bu da metin çözümünü daha zor hale getiriyordu.
Araştırmacılar, yapay zekâdan destek alan makine öğrenimi teknikleri ile bu karmaşık şifreyi çözmeyi başardı. Metnin içinde, dizanteri tedavisi için birkaç kadeh kaliteli kırmızı şarap içmek veya bir hindistan cevizini hamur içinde fermente etmek gibi birçok sıradışı tedavi yöntemi yer alıyordu. Stockholm Üniversitesi’nde hesaplamalı dilbilim profesörü olan Beáta Megyesi, şifre çözüm sürecini “her sembolün, desenin ve kısmi çözümün bizi kaybolmuş bir tarihe daha da yaklaştırdığı bir dedektiflik çalışması” şeklinde tanımlıyor. Megyesi, yapay zekânın yardımıyla dahi şifre anahtarını bulmanın çok zahmetli bir süreç olduğunu vurguluyor.
Ekip, şimdi yapay zekânın gücünden yararlanarak tarihi şifreleri daha verimli bir şekilde çözmenin yollarını araştırıyor. Hedefleri, bugüne dek çözülememiş birçok tarihi bilgiyi gün yüzüne çıkarmak. Tahminlere göre, dünya genelindeki arşiv ve kütüphanelerde bulunan materyallerin yaklaşık %1’i tamamen ya da kısmen şifreli durumdadır. Bazı en eski şifreler, Antik Yunan ve Roma dönemlerine kadar uzanmaktadır.
Şifrelenmiş tarihi belgeler, diplomatik istihbarat bilgileri, gizli topluluk ritüelleri, tıbbi bilgiler, aşk ilişkileri ve insanların saklamak istediği günlük detayları içermektedir. Bu belgelerin çözülmesi, tarihsel anlatılarda önemli eksikliklerin giderilmesine yardımcı olabilir. Örneğin, uzun yıllar boyunca İngiltere’de hapis yatan İskoç Kraliçesi Mary’nin yazdığı şifreli mektuplar, Mary’nin tahtını geri almak için yürüttüğü komploları ve oğlu VI. James ile olan gergin ilişkisini gün yüzüne çıkardı.
Tarihi şifrelerin bazıları nispeten basit olabilir. Örneğin, Borg Şifresi, her sembolün bir Roma harfiyle yer değiştirdiği basit bir sistem kullanıyordu. Ancak, bazı şifrelerin çözülmesi son derece zordur. Kimi durumlarda, şifrelenmemiş metnin hangi dilde yazıldığı bile bilinmemektedir. Anlamsız semboller, meraklı gözleri yanıltmak amacıyla eklenebilir ve aynı harfi temsil eden birden fazla işaret kullanılabilir. Bu da, çok kısa bir metnin bile çözümü için bolca deneme yanılma gerektirebilir.
Borg Şifresi, yaklaşık 400 yıllık bir geçmişe sahip olup, 408 sayfasında gizemli şifre sembolleri ile Latince yazıların bir karışımını barındırmaktadır. Fransa’nın Nancy kentindeki Ulusal Bilgisayar Bilimleri Araştırma Enstitüsü’nde (INRIA) görevli kriptolog Cecile Pierrot ve meslektaşları, Kutsal Roma İmparatoru ve İspanya Kralı V. Charles’a (Şarlken) ait 500 yıllık bir mektubu da incelemekte.